“bana selam vermeyen kuşun yuvasını bozacağım”

fotoğrafa bakın ve herşeye rağmen nefes alabildiğinizi hissedin gördüğünüz bu manzara sayesinde. evet, böyleleri de var. iyi ki var. iyi ki tükenmemiş halâ. tükenmemeyi başarmış.

ve sonra radikal iki’de yetvart danzikyan’ın son yazısını, sonra da taraf’ta tuğba tekerek’in msü şehir planlama bölümü’nden dr. erbatur çavuşoğlu’yla yaptığı söyleşiyi okuyun. vandalizmin ülkemizde son derece acımasız bir moğol istilası halini aldığını idrak edin –halâ etmedinizse.

sonra da biz bu cehennemi hakedecek ne günahlar işledik acaba diye kafanızı taşlara taşlara vurun.

dilinekurban

(*) radikal iki, 08.06.2014. 

(**) taraf, 09.06.2014.

(***) görsel: dilinekurban.tumblr.com.

(****) bu blogu aksattım. hem zaman bulamadım, hem de bir tür işgal ve istila halini almış olan bu vandalizme yüreğim dayanmıyor artık.

Standart

toki kafa toki mermer’e inat…

vandalizme kızmakla yetinecek miyiz? hayır. minicik çabalarla bile hayatı savunabiliriz vandallara karşı. onların dünyada eşi benzeri olmayan ilkellik, saldırganlık ve çirkinlikte toki’si, beton kafaları, taşra hödüklüğünden kaynaklanan görgüsüzlükleri, vurgun-soygun-talan temelli sermayeleri, gururla sergiledikleri zırcehaletleri varsa bizim de hayatı arkamıza alan inceliğimiz, direnmenin onuruyla taçlanmış sessiz zarafetimiz var.

(*) video: murat unel, “mutfak atıklarının kompost yapımı”. ayrıca bkz: http://www.alternatifyasam.blogspot.com.tr

 

Standart

hokus pokus… olimpos!

do

türkiye işgal altında. hırsızlık, yolsuzluk, zorbalık ve talan her yerimizi sardı, hepimizi esir aldı. otoriterleşme zaten oldu da bitti maşallah, otoritarizasyondan totalitarizasyona giden kısa yolda az zamanda büyük mesafe almayı da başardık hamdolsun. kusura bakmayın ama vatan hainlerine soracak değiliz yani bunu. yağma hasan’ın böreği operasyonu, toplumun esaret altına alınması operasyonu, doğal ve kültürel habibatın kıyımı ve talanı operasyonu… bu üç büyük operasyon birbirine paralel yürüyor. büyük bir “usta”lıkla. ayyh “paralel” dedim ayol, dilimi persilvanya arısı soksun, bu paralel bizim paralelimiz. ayyyh, pensilvanya’yı da persilvanya yazmışım, duyan başka şey anlayacak. şanlı istikbal mücadelemiz kahramanlık destanları yaza yaza devam edecek, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. daha nice olimpos’lardan söküp atacağız düşmanı. kutu kutu pense.

(iki cümleden sonra ateşim çıkmış! malum h3n2 ile boğuşuyorum. hem zaten türkiye’nin de çivisi çıktı. hep birlikte kafayı yemiş bulunmaktayız. hadi bakalım.)

(*) taraf, 24.01.2014.

Standart

istanbul’u inliyorum, sözlerim kapalı

vm2

yukarıdaki grafiğe bakın ve şehirlikten çıkarılmış zavallı bir istanbul’da yaşamaya razı olduğunuz için utanın. hatta bununla yetinmeyin, aşağıdaki linke ve oradan da pdf dosyasına girerek utanma dozunu artırın. üstüne bir bardak soğuk su iyi gelir, boğazınızdan daha rahat geçer.

medeniyet dediğin elin çılgınca ürettiği benzin canavarlarıyla sikindirik yollarda hava atmak, estetikten, çevresel uyumdan, şehir dokusuna riayetten, işlevsellikten nasibini almamış, sakinlerine birer mağara/in olmaktan öteye gitmeyen, insan kılığındaki “mütaaaaayit”lerin fallus gibi şehrin böğrüne sapladığı ökkkkküz gibi binalarda ömür tüketmek, kapitalizmin sefil köle ordusunun birer mensubu olarak sabahın köründe o iğrenç trafiğe karışıp kan ter içinde işe gitmek ve akşamın karanlığında yorgun argın inine dönmek filan değildir. medeniyet, cangıldan beter megakasabada insanlıktan çıkmak değildir. medeniyet ve şehir akraba kelimelerdir; “halka açık yeşil alan” oranı % 1,5 olan (ki bunun bile şişirme olduğundan eminim), evinden ya da işyerinden çıkar çıkmaz kocaman, uçsuz bucaksız parklarında, bahçelerinde, asırlık ağaçlarla, yemyeşil çimlerle, çiçekle böcekle hemhal olup çıplak ayakla yürüyemediğin, mis gibi oksijen soluyamadığın, koşamadığın, bankında oturup hayallere dalamadığın, gölette sakin sakin yüzeduran ördeği kazı seyredemediğin, bisikletine atlayıp köşe bucak rahat rahat dolanamadığın bir yerleşime şehir falan denmez, denemez. olsa olsa kaynayan, kızıl kıyamet bir cehennem kazanında pişiyorsundur işte. ulan londra’da evin balkonundan bakınca iki adım ötedeki devasa parkta (ki oranın en küçük semt parklarından biriydi üstelik) akşamleyin tilkilerin dolandığını görüyordum be, azıcık yürüyünce ceylanlarla, geyiklerle dolu bir parka adım atıyordum. eh, tabii ki soracak değilsiniz değil mi, orada anadili inciluzca olan bir ağaoğlu var midur diye 🙂

(*) kaynak: http://pesend.blogspot.com/2014/01/dunya-kentleri-kultur-raporu-2013.html#.UtzpE12ZlGF

Standart

hesap soramazsın hemşehrim, yoksa ananı belleriz!

th

kırk haramiler ülkesine hoşgeldiniz. bu ülkede taşlar bağlı, haramiler serbest. haberi okuyorum, okuyorum, okuyorum ve nutkum tutuluyor. hiçbir şey diyesim gelmiyor. diyecek laf yok artık, bütün laflar tükendi, tüketildi. hırsızlık, yolsuzluk, talan, soygun, müthiş bir pervasızlık ve gözüdönmüşlük içinde icra ediliyor. vatandaşsan, namusluysan, itiraz ediyorsan ananı belliyorlar.

lâkin kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! şair boşuna söylememiş böyle.

(*) taraf, 19.01.2014.

Standart

kusmak istiyorum

AgacliyolPolonezkoy

kusacağım artık. kusmak istiyorum. bu ülkede, bu çiftlikte, bu dingonun ahırında yaşıyor olmanın utancı çok ağırlaştı. vandalizmin, doğa ve toplum düşmanlığının bu kadar pervasızca yapılanı dünyada görüldü mü acaba? “gözünü kâr bürümek” mi desek, “kalkınmacılık” kod adlı rantiyelik-vurgunculuk gemi azıya aldı mı desek? doğa, toplum, şehir, medeniyet gibi kavramlar bunların hayatında hiç yok, olmamış hiç. “inşaat ya resulullah!” mottosuyla yatıp kalkan bir beton ve kasa imparatorluğunda yaşıyoruz. bu soygun ve talan düzeninin dilinde “avm, toki, hes” gibi kelimeler sihirli bir güce sahip. şurasını gözden kaçırmayalım ki bu imparatorluğun kuruluşu onyıllarca öncesine dayanıyor. gelgelelim bu denli şahlanışı yeni.

yılların askeri vesayet düzeninden son derece irkiltici ve ürkütücü bir otokrasiye, postmodern, dizginsiz bir monarşiye geçiş sürecindeyiz. bu süreç, yarattığı siyasal hercümerç kadar geridönüşsüz doğal-toplumsal yıkımıyla da tarihteki yerini alacak. (yukarıdaki iki haber, bu yıkımın çok küçük birer örneği sadece.) şurası kesin ki –eğer hayatta kalma şansı bulurlarsa– gelecek kuşaklar bizi şiddetle lânetleyecekler.

(*) taraf, 04.01.2014.

(**) taraf, 09.01.2014.

Standart